Artvin,Arhavi, Potojur köyünde 12 yaşıma kadar büyüdüm. Derelerde balık tuttum. Okuldan sonra "ankes"i kaptığım gibi direk o "toba" senin bu toba benim... Hala çok özlüyorum oraları...O kırmızı benekli alabalıkların artık avlanması yasakmış. Benim çocukluğumda çok fazla vardı demek sayıları azalıyor.

Kardan yollar kapanmadıysa bazı hafta sonları Napşite inerdik. Napşit babamın köyü. Çok neşeli geçerdi o hafta sonları. Sağumeyşi Fahrettin, Zeytunişi Erdinç,ben ve canım kardeşim Selim ile yaz kış demez tobalara yüzmeye giderdik. Çamurlu sulara atlar su yuta yuta yüzerdik :P

Babam moskoviç marka jipine doldurup da bizi Arhaviye yani çarşıya indirirse o anlatılmaz bir keyif olurdu. Çarışıda dondurma desen var, Video izleme bahçesi desen vardı. O video izleme kahvesine Selimle gider oturur, akşama kadar hiç sıkılmaz, bir sürü Burç-li filmi felan izlerdik. Daha sonra ben bu işe, orta biri çarşıda okurken İlknur halamlarda kalırken de devam ettim tek başıma. Sonra sıkıldım :P

Anne, Baba Ankaraya Peçenek köyüne tayin oldu. Peçenek köyünde hayatımda ilk defa uçurtma uçuran çocukları gördüm. Sonra çok vakit geçirdim "çıtalı" uçurarak. Hiç ağaç yoktu, hiç durmayan bir rüzgar sürekli esiyordu Peçenek köyünde. Çok değişik gelmişti bana o zamanlar Ankara.

devam edecek....


Selçuk Atay

*Toba Derelerde şelalelerden sonra kendiliğinde oluşan göl.
*Ankes Uzun fındık dallarından ve misinadan yapılan olta.
Selçuk Atay
Ana Sayfa